

Finansal istikrarın sağlanması kuşkusuz finansal sistemin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin olmazsa olmaz koşuludur. Nitekim 2008 küresel finans krizinden çıkartılacak en büyük derslerden biridir finansal istikrarın sağlanması ve aynı zamanda sürdürülebilir olması. Gelişen ülkeler, ekonomik ve finansal gelişim stratejilerinin bir parçası olarak finansal istikrarı sağlamak için finansal tabana yayılma (financial inclusion) konusuna odaklanmış ve finansal tabanı genişletmek için yeni yollar aramaya başlamışlardır.
Finansal tabana yayılma, finansal hizmetlere ihtiyaç duyan tüm birey ve şirketlerin ihtiyaç duydukları finansal ürünlere kolaylıkla erişebilmeleri ve bunları etkin bir şekilde kullanabilmelerini içerir. Etkin bir şekilde kullanabilme bireylerin ve işletmelerin bu ürünlerden yararlanmak için gerekli bilgi ve becerilere sahip olmalarını gerektirir. Finansal tabana yayılma sadece finansal hizmetlere erişim olarak anlaşılmamalıdır. Finansal hizmetlerin düzenli ve kaliteli olması da önemlidir.
Küresel çapta finansal tabana yayılma stratejileri, Finansal Tabana Yayılma Eylem Planı (Financial Inclusion Action Plan-FIAP) 2010 yılında Güney Kore’de gerçekleştirilen G20 Seul Liderler Zirvesi’nde oluşturulmuştur. G-20 tarafından oluşturulan Finansal Tabana Yayılma Küresel İşbirliği (Global Partnership for Financial Inclusion-GPFI) ile de güçlendirilmiştir.
Finansal tabana yayılma ile finansal istikrar arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu konudaki bir dizi çalışma finansal kapsayıcılığın finansal istikrar üzerinde etkili olabileceğini ifade etmektedir. Örneğin finansal tabana yayılma ve finansal istikrar konusundaki dikkate değer çalışmalardan biri Peter J. Morgan ve Victor Pontines’in çalışmasıdır. Yazarlar, finansal kapsayıcılığın finansal istikrara katkıda bulunabileceğini 150’den fazla ekonomiyi içine alan çalışmaları ile kanıtlamışlardır. Çalışmalarında küçük ve orta ölçekli işletmelere verilen kredilerin payındaki artışın takipteki alacakları azaltarak finansal istikrara katkı yaptığını göstermişlerdir.
Finansal kapsayıcılığın finansal istikrara diğer katkıları şu şekilde belirtilebilir: Bir kere banka varlıklarında çeşitliliğin artmasını sağlayarak, küçük firmalara verilen ödünçleri arttırır ve bankanın kredi portföyünün risk düzeyinin azalmasını sağlar. Portföyde bireylerin borçluluk oranını azaltarak riski dağıtır ve volatiliteyi düşürür. Benzer biçimde farklı riskler arasındaki bağlantıların da azalmasına yol açar. Yine, küçük tasarruf sahiplerinin artması kriz süresince bankaların çekirdek olmayan finansmana bağlılığını azaltarak, mevduat hacminde ve istikrarında bir artışı sağlar. Ayrıca, finansal tabana yayılma para politikasının aktarım mekanizmasını kolaylaştırarak, finansal istikrara katkıda bulunur.
Ancak bazı koşulların varlığı durumunda finansal tabana yayılma finansal istikrarsızlığa yol açabilir. Örneğin, borçlanma kalitesinin düşürülerek kredi havuzunun genişletilmesi – ABD’deki eşik altı kredilerin krize yol açması gibi – finansal istikrarsızlığa sebep olabilecektir. Ya da bankaların daha küçük gelir gruplarına ulaşabilmek için kredi derecelendirmesini kendi amaçlarına yönelik kullanmaları finansal istikrarsızlığa yol açacaktır. Finans kuruluşlarının ve piyasaların yeterli bir biçimde düzenlenmediği durumlarda da, aşırı krediler piyasada düzenleme etkinsizliği yaratarak finansal istikrarsızlığa yol açabilir.


