

Britanya’nın (Birleşik Krallık) ilk iki harfi (Br) ile exit (çıkış) kelimesinin birleşmesinden oluşan Brexit, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını ifade etmektedir. Avrupa Birliği, Birleşik Krallığın en büyük ticaret ortağıdır. Bu anlamda AB üyeliği, İngiltere ve AB arasındaki ticari maliyetleri azaltmakla kalmayıp, mal ve hizmetlerin daha ucuz olmasını da sağlamaktadır. Ancak istihdam ve sosyal politikalar konusunda 1973’te üyelikle birlikte Brüksel’e devredilen yetkilerinin bir kısmının geri alınması, göçmen sorunu, AB bütçesi ve bunun ekonomiye geri dönüşü gibi konularda AB karşıtlığının yükselmesi Birleşik Krallığı 23 Haziran 2016’da AB üyeliğini referanduma gitme kararı almasına neden olmuştur. Referandum sonucunda yaklaşık % 52 oyla ile Birleşik Krallık AB’den ayrılma kararı almıştır.
Ayrılma kararının hem kendi piyasasına hem de küresel finans piyasalarına etkileri olacaktır. Hem Avrupa’nın hem de küresel dünyanın finans merkezi olan İngiltere Brexit sonrası yeni ticari düzenlemeler ile karşı karşıya kalabilecektir. Göç politikasını sadece vasıf üzerine şekillendirmeye gidebilecektir. Ayrıca, Brexit sonrası AB’ye katkılarının azalması ile İngiltere’nin tasarrufları artacaktır. Buna karşılık, dış ticarette tarife artışlar ile karşılaşabilir ve belirsizlik nedeniyle buraya gelen yatırımlarda bir azalma görülebilir.
Finans piyasalarında neler beklenebilir ? Brexit sonrası finans piyasalarında belirsizlik oluşabilecektir. Finansal piyasalarda belirsizliğin de döviz kurları, faiz oranları, kredi görünümü ve finansal istikrar üzerinde olumsuz etkileri olacaktır. Yine Brexit ile piyasalarda volatile artışı ve portföy hareketliliği beklenebilir. Portföy çıkışlarının uzun dönemde cari açığın finansmanı üzerinde etkili olabilir. Londra’nın küresel finansal bir merkez olması dolayısıyla, sermaye piyasasını olumsuz etkilenebilecektir. Benzer biçimde İngiltere’deki finansal kurumların, AB iş dünyası ile sıkı ilişkileri bulunmaktadır. Fon yöneticileri ile AB finans dünyası arasındaki sıkı ilişkiler Brexit’ten olumsuz etkilenerek, Avrupa sermaye piyasalarındaki işlemlerin azalmasına yol açabilir. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının İngiltere ekonomisi üzerindeki değerlendirmelerinin olumsuz olması durumunda uzun vadede yatırımlarında bir azalma meydana gelebilecektir. Londra, finansal hizmetler konusunda bir merkez konumundadır. Bu nedenle, İngiltere AB ve diğer ekonomilerdedeki finansal hizmetler konusundaki küresel politika yapıcılığı gücünü kaybedebilir. Finansal hizmetler ve sigortacılık, İngiltere’de brüt katma değerinin % 8’ini oluşturmaktadır. AB ile ticari ilişkilerde dış fazla veren finansal hizmetler sektörünün, Brexit sonrasında yeni ve ek düzenlemeler ile karşı karşıya kalması muhtemel görünmektedir.


